Antik uygarlıkların kalıntıları neden genellikle toprağa gömülüdür?

· Yazar: Hüseyin caliskan

Antik uygarlıkların kalıntıları neden genellikle toprağa gömülüdür?

Eski uygarlıklara ilişkin kalıntıların hemen hemen tümü, toprak kazılarak ortaya çıkartılır. Ve biz onları keşfetmeden evvel, büyük ihtimalle bizi toprağın altında beklerler. Peki fakat, çok eski kalıntıların niçin toprağın altında bulunduğunu asla merak ettiniz mi?

Bunun belirgin sebeplerinin yanında ayrıca birkaç değişik sebebi daha olduğu bilinmektedir. örnek olarak, Pompeii’nin tanık olabileceği benzer biçimde, organik afetler bir çok eski kenti fazlaca süratli bir halde yerin altında bırakabilir.

Yerleşim bölgeleri ve kentler terk edildiklerinde, uzun bir gömülme ya da kısmen gömülme aşaması adım atar. örnek olarak çok eski Maya şehirlerini gören arkeologlar, başlangıçta bir tek orman içinde kalmış çimenli bir höyük ile karşılaşmışlardı. Öteki kentler ya da yapılar hava koşulları tarafınca gömülebilir, seller ve yel senelerce toprak ve toz katmanlarını biriktirebilir ve tekrar geriye şüpheli bir höyükten başka bir şey bırakmaz.

Bütün çok eski kentler terk edilmiyor ve en azından çeşitli kısımları toprağa gömülü bir halde kaderlerini beklemiyor. örnek olarak MÖ 753’ten beri Roma’da devamlı olarak insanoğlu yaşıyor. tekrar de çok eski Roma’nın kalıntıları da çoğu zaman derinlere gömülmüştür. Süre geçtikçe zemin seviyesinin devinim etmesinden dolayı, Curia Julia da iç oluş suretiyle pek fazlaca binanın kapılarının, inşaat esnasında olduklarından metrelerce daha yükseğe kaydırılması gerekti.

Told In Stone tarafınca gösterilen bir videoda açıklanmış olduğu suretiyle, zemin seviyesindeki bu acıklı değişiklik, minik seviyede Roma çevresindeki organik maddeden kaynaklanıyor. Yeşillik ve nebat maddesi çürüyerek toprak meydana getiriyor ve zemin seviyesini yavaşça yükseltiyor. Seller de şehre daha çok madde getirerek bu sürece katkıda bulunmakta.

Sadece bu yükselişe en büyük katkıyı meydana getiren faktör, insanlığın bir tek daha evvelki nesillerin üstüne inşa etmesi ve kendilerinden evvel gelenlerin molozunu (ya da zamanı kayıtlarını) muntazam bir halde ortadan kaldırmamasıdır. Roma ve Londra’da, şehirlere dönüşen kasabalar, bu “yapılmış yerin” üstüne inşa edilerek eski sokakları döşemek için çoğu zaman yıkım molozu ve toprak getirirdi.

Kimi zaman bu kasıtlı olarak olmaz. Çok eski Roma’da ufalanan eski bir yapı ondan sonra bulunabilir, taşlar toplanır ve üstüne inşa edilirken, önemsiz fayanslar ve öteki eserler görmezden gelinir ve arkeologların bulması için bırakılır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

The maximum upload file size: 256 MB. You can upload: image, audio, video, document, spreadsheet, interactive, text, archive, code, other. Links to YouTube, Facebook, Twitter and other services inserted in the comment text will be automatically embedded. Drop file here