Bilim Kurgu, Fantastik ve Gerilim Türünde İzleyebileceğiniz 10 Bağımsız Film!

· Yazar: Hüseyin caliskan

Bilim Kurgu, Fantastik ve Gerilim Türünde İzleyebileceğiniz 10 Bağımsız Film!

Bir insanı iyi meydana getiren şey, üstündeki giysisi mi? Ayağındaki pabuç mı? Taktığı aksesuarlar mı? Yoksa karakterini besleyen, duyguları mı? veya kimliğini meydana getiren dahil benliği midir? Peki, iyi filmleri yaratan, kimliğini meydana getiren unsurlardan birisi, niçin yüksek bütçeyle çekilmiş olması olsun ki? Netice itibariyle filmleri yaratan bu eserlere can veren kimseler kitlelerin fikirleri değil midir? Kapalı bir yerde kalıp da hür olabilen tek şey insan zihnindeki düşüncelerdir. Düşüncelerimizi, fikirlerimizi taslağa dönüştürdüğümüz süre bundan böyle pozitif veya negatif bir kıymet biçilir.

İşte filmlerin ortaya çıkış noktası da ilk kabul edilen, zihinde yer bulmuş olduğu o hür olduğu andır. Bundan sonrası yaratı sahibinin aktarım gücüne bağlıdır. Eseri yaratan kimi kimseler nasıl bir ileti vermek istediğini veya aktarmak istediği fikrini kendi hayalinde meydana getirdiği görsele dayandırarak belli imkânlar doğrultusunda yaratıcı bir halde aktarmak ister. Bu listemizde, filmlerinin temelini yüksek bütçe kaynağıyla oluşturmadan, zekice ve yaratıcı bir halde aktarmayı seçen senarist ve yönetmenlerin eserlerini inceleyeceğiz. İyi okumalar diliyoruz 🙂

Raw

Fransız film yönetmeni ve senaristi Julia Ducournau’nun eseri olan RAW filminin, adının İngilizcedeki kelime anlamı pişmeden, işlenmemiş demek. Doğrusu filmin isminin kelime anlamı aslen bizlere mevzusuna dair bir ipucu veriyor. RAW, mevzu, bahis olarak yamyamlık üstüne kurulu anlatı yapısıyla çarpıcı ve son derece rahatsız edici sahnelere haiz olan bir kanibalizm filmi. Filmdeki anne hikâye Justine karakterinin benliğini bulup kendini keşfetme öyküsü üstüne kurulu. 2016 senesinde gösterime giren film, farklı festivallerden ödüllerle dönmüş hatta devletimizde ilk kez 36. İstanbul Film Festivali’nde gösterime girmiştir.

The Man From Earth

Listemize kim bilir dünyadaki en düşük bütçeli teknoloji filmlerden önde gelen The Man From Earth filmiyle devam edeceğiz. Açıkçası bu filmi izlerken kime, neye, nasıl inanacağınızı hayret edeceksiniz. Abartmak şeklinde olmasın, anlaşılmaz bir film değil. Amma ve lakin film tek bir mekânda geçiyor ve karakterler hep bir diyalog halinde bu da izleyiciyi devamlı vakaları sorgulamaya itiyor fakat net bir yanıt yok. 2007 senesinde gösterime giren bu film, direktör Richard Schenkman’ın söylediğine bakılırsa asla kurgu yüzü görmüyor. Tam bir herdembilgiler filmi olan; tek bir odada geçen, dinler, ömür, mitler ve daha birden çok mevzu, bahis üstüne sohbetlerin döndüğü bu 90 dakikalık eseri kaçırmayın deriz.

Mr. Nobody

2009 yılında yapılmış olan Mr. Nobody filminin başrolünde, Suicede Squad filmimizde Harley Quinn’in “my puddin” diye seslendiği ve bir çok kişiyi pudingden soğutan, Joker karakterini canlandıran Jared Leto oynuyor. Leto’ya birlikte rol alan başarıya ulaşmış öteki bir artist da Diane Kruger. Gelelim filmimizin mevzusuna; 2092 senesinde 118 yaşlarında olan Nemo karakteri (Jared Leto), Dünya’da yaşamını sürdüren en ihtiyar insandır. İlerleyen ve gelişen teknoloji olanakları sayesinde dünyadaki ömür işleyişi bundan böyle bir bütün olarak değişik bir yönde ilerlemektedir. İnsanlar bundan böyle ölmemeye adım atar ve Nemo ölümlü olan nihayet kişidir. Nemo bigün bir gazeteciye yaşam hikâyesini anlatmaya adım atar ve izleyici de vakalara Nemo’nun bakış açısından eşlik etmeye adım atar. Alışılmışın dışındaki kurgusuyla dikkat çeken bu film, bilimkurgu türündeki en dikkat çekici mühim filmlerden birisi olarak yerini alıyor.

Coherence

tekrar düşük bütçeli fakat iyi bir gişe kazancı meydana getiren Coherence filmi işlediği paralel evren mevzusuyla bu türdeki en kıymetli filmlerden bir tanesi olarak gösteriliyor. Bir dost topluluğunun evindeki akşam yemeği etkinliği esnasında üstlerinden bir kuyruklu yıldızın geçmesiyle ani garip vakalar yaşanmaya başlanır. Tek bir evin içeresinde geçen bu filmi daha iyi algılayabilmek için konuşmalara iyi odaklanıp parçaları birleştirmek gerekmektedir.

Get Out

Jordan Peele’nin ilk yönetmenlik deneyimi olan Get Out filmi nihayet zamanların en başarıya ulaşmış korku-gerilim türündeki herdembilgiler filmlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Ürkütücü, düşlem heyecan türlerinin başarıya ulaşmış biçimde işlendiği bu filmimizde Peele, ırkçılığı kendi yarattığı atmosferde başarıya ulaşmış bir halde eleştirerek izleyicinin beğenisine sağlıyor.

Primer

Shane Carruth’un hem senaristliğini yapmış olup, hem yönettiği aynı zamanda oynadığı Primer filmi İki genç mühendisin yaptıkları deneyler esnasında kazara zamanda yolculuğun keşfini bulmalarını mevzu, bahis ediniyor. Sundance film festivalinde de jüri hususi ödülü kazanan bu film, kullandığı bilimsel terimlerle anlaşılırlığını güç bir seviyeye çekmesine ve son derece baş karışıklığı yaratmasına karşın 7000 dolarlık düşük bütçesiyle, en mühim bilimkurgu filmleri içinde gösteriliyor.

Bacurau

Kleber Mendonça Filho ve Juliano Dornelles’in yönetmenliğini yapmış olduğu ve Cannes’dan seçici kurul Hususi Ödülü ile dönen Bacurau’da izbe bir kasabada yaşayan halkın hayatta kalma öyküsüne odaklanıyoruz. Heyecan dolu hikâye akışıyla seyirciyi de içinde tutan Bacurau, Politik anlamda sıkı eleştirilere haiz olan 2019’un en hırçın filmlerinden bir tanesi olarak yerini alıyor.

Monos

Bağımsız Film
Bağımsız Film – Monos

Monos, tekrar sıkı politik mesajları olan 2019 yılının heyecan dozu yüksek filmlerinden birisi. Latin ABD’nın dağlık ortamında belirsiz bir teşkilat tarafınca insanları öbür dünyaya göndermek için eğitilen çocuklardan meydana gelen bir gerilla grubunun öyküsü. Bir grup çocuk üstünden, onların hikâyesi üstünden mesajını eleştirel bir dilde seyirciye başarıya ulaşmış biçimde aktaran Monos, Alejandro Landes’in yönetmenliğinde 2019 senesinde adından övgüyle lakırdı ettiren filmlerden birisi olabilmektedir.

Ich Seh Ich Seh

İkiz kardeşlerin, güzel duyu bir operasyon geçirdiği için yüzü bandajlı olan kadının, anneleri olmadıklarını düşünmeleri neticesi gelişen vakaları izliyoruz. 2014 seneyi Avusturya yapımı olan film, umumi olarak tek bir evin içinde geçiyor. İçerdiği gerici sahnelerle ve merak duygusuyla seyirciyi elinde tutan bu film, vurucu final sahnesiyle adeta bir şok tesiri de yaratıyor.

I Lost My Body

2019 yılının kim bilir en iyi 3D filmlerinden önde gelen I Lost My Body, şiirsel ve metaforik anlatımıyla izleyiciyi adeta büyülüyor. İki değişik karakterinin hikâyesini paralel bir halde işleyen, melankolik bir atmosferde, fantastik bir üslupla özetleyen bu film, senenin en iyi 3D filmlerinden birisi olabilmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

The maximum upload file size: 256 MB. You can upload: image, audio, video, document, spreadsheet, interactive, text, archive, code, other. Links to YouTube, Facebook, Twitter and other services inserted in the comment text will be automatically embedded. Drop file here