Mısır Ölüler Kitabı aslında nedir

· Yazar: Hüseyin caliskan

Mısır Ölüler Kitabı aslında nedir

Birden çok eski kültürde olduğu şeklinde, Eski Mısırlılar da diğer dünyaya dair varsıl bir inanç sistemine sahipti ve ölümü sonsuz topraklara doğru uzun ve sıkıntılı bir yolculuğun yalnız başlangıcı olarak görüyorlardı. Önler ve şeytanlarla dolu olan cennete giden yol, Eski Mısır’dan ayrılanlar için tehlikeli bir yoldu ve bu yüzden Ölüler Kitabı olarak isimlendirilen bir kitap, ölen kişinin bu doğaüstü topraklarda gezinmesine muavin olan bir rehber vazifesi görüyordu.

Mısır Ölüler Kitabı’nın kökenleri

Adına karşın, Mısır Ölüler Kitabı aslen bir kitap değil. Daha ziyade, ortalama 1.000 senelik bir süre içinde yazılmış, resmi bir düzeni, yapısı ya da anlatımı olmayan bir büyüler koleksiyonu. Bu büyülerin her birisi, ölü bir kişinin yeraltı dünyasında karşılaşması olası belirli bir zorluğun üstesinden gelmesine yardım etmek için tasarlanmış ve bu büyülerin farklı kombinasyonları, cesetlerle beraber mezarlara yerleştirilen papirüslerde bulunabiliyor.

Bu büyülerin en eskileri, M.Ö. 2400 civarında Mısır kraliyet ailesinin gömüt odalarındaki nesnelerin üstüne boyanmış ve Piramit Metinleri olarak bilinmeye başlanmış. Tabut Metinleri olarak herkesçe malum olan daha sonraki versiyonlar, M.Ö. 16. yüzyılda kraliyet mensubu olmayan seçkinlerin tabutlarına yazılırdı.

bundan böyle bir kopyasını almaya kuvveti yeten her insanın ulaşabileceği “Kitap” katipler tarafınca satılıyordu ve yaşayanların dünyasından çıkmaya hazırlananlar için olmazsa olmaz bir parça olarak görülmeye başlanmıştı. Genel anlamda süresi dolan ölümlüler yalnız belirli bölümleri satın alırlardı ve hiçbir mezarda büyülerin tamamına rastlanmadı.

Mısır Ölüler Kitabı’nda neler var?

Mısır Ölüler Kitabı’ndaki farklı büyüler, kitlelerin yok olmaktan özgürleşmek ve ölümden sonraki sonsuz hayata erişmek için doğru zamanda doğru şeyleri söylemelerine yardım etmek suretiyle tasarlanmıştı. Eski Mısır inançlarına gore, ölülerin tanrı Osiris ile buluşmak için yeraltı dünyasında gezi etmeleri gerekiyordu ve bu aşamada yaşadıkları doğruluğa gore yargılanacaklardı.

Sadece bu yol, dehşet verici canavarlar ve yol süresince yatıştırılması veya evcilleştirilmesi ihtiyaç duyulan öteki doğaüstü yaratıklar tarafınca korunuyordu. Ölüler Kitabı’ndaki büyülerin birçoğu, ölüyü bu düşmanların üstesinden geliş için okunabilecek sözlerle donatmaya yarıyordu. Ötekiler ise yolculukları süresince ilerlerken tanrıların ölülere sordurulmuş olduğu pek oldukca probleminin yanıtını içeriyordu.

Osiris’e ulaşmayı başaranların sonrasında ölülerin ruhlarını yargılayan 42 tanrının her birinin adını söylemeleri gerekiyordu. Bunu takiben, yaşamları süresince cinayetten hırsızlığa kadar 42 değişik günahtan ırak durduklarını teyit eden bir şeyi okumaları gerekiyordu. Her neyse ki bütün bu bilgiler Ölüler Kitabı’nda yazılı olduğundan, ölmeden evvel bir papirüs satın alanların endişelenmesine gerek kalmıyordu.

Sadece bütün bu vazifeler tamamlandıktan sonrasında ölünün kalbi bir terazide tüyle tartılırdı. Terazi dengede ise, kişinin günahsız olduğuna karar verilir ve diğer dünyaya girişine izin verilirdi. Sadece, ağır günahları dengeyi bozanlar hemen yok edilmelidir ve sonsuzluğun art kalanı süresince unutulmaya mahkum edilirdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

The maximum upload file size: 256 MB. You can upload: image, audio, video, document, spreadsheet, interactive, text, archive, code, other. Links to YouTube, Facebook, Twitter and other services inserted in the comment text will be automatically embedded. Drop file here